İnovasyon Yönetiminde “IRL” ve “TRL”

Bugün itibari ile, “Covid-19”un pandemik olarak ilan edilmesinden bu yana 41 günü geride bırakmış durumdayız. Hakim olan görüş, dünya ekonomisinin zaten yavaşlama sürecine girdiği bir dönemde ortaya çıkan bu salgın krizinin, küresel çapta ekonomiye faturasının oldukça ağır olacağı yönünde. Dolayısı ile, projelere ayrılan bütçelerin eskisine kıyas ile çok daha verimli kullanılmasının gerektiği bir dönemin de içine girmiş bulunuyoruz. Bu da, fikir aşamasından pazara giriş aşamasına kadar olan sürecin inovasyon bazlı ölçümlenerek yönetilmesi ile mümkün hale gelebilir. Peter Drucker’ın “ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz” sözünün önemi, inovasyon yönetimi hususunda da kendini göstermektedir. Bunun için, sadece bu kriz sürecinde değil her daim önemini koruyacak olan IRL (Innovation Readiness Levels / İnovasyon Hazırlık Seviyesi) ve TRL (Technology Readiness Levels / Teknoloji Hazırlık Seviyesi) gibi ölçüm araçlarının hibrit bir biçimde kullanımı isabetli olabilir.

 

TRL çalışmaları ilk olarak 1970’lerde NASA’da başlamıştır. “Challenger” felaketinden sonra çalışmalar hız kazanmış ve 1980’lerin sonunda günümüzde kullanılmakta olan TRL’in ilk şekli ortaya çıkmıştır. TRL ölçüm aracı ile birlikte, bir teknolojinin gelişimini incelemek için sistematik bir yaklaşım geliştirilmiştir. TRL aracının teknoloji hazırlık seviyeleri, 0 (fikrin laboratuvarda geliştirilmesi aşaması)’dan 9 (teknolojinin piyasada tam olarak konuşlandırılmaya hazırlığı)’a kadardır. TRL, pazara entegrasyonundan önce teknoloji olgunluğunu değerlendirir. TRL ölçümü belirli zaman aralıklarında tekrarlandığında, TRL sonuçları bir teknoloji programında yapılanların, tarihsel sürecini diğer bir deyiş ile proje ayakizini ve teknolojinin başarısını veya olgunluk / hazırlık seviyesini değerlendirmek için kullanılabilir.

 

Teknoloji yoğun projeler için ifade edecek olur isek, Teknoloji Hazırlık Seviyesi, İnovasyon Hazırlık Seviyesinin ilk önemli yönünü, yani teknoloji yönünü ölçmek için kullanılabilir. TRL ölçeğinin günümüzde inovasyon yönetimi için bir planlama aracı olarak kullanımı artmıştır. Her ne kadar TRL analizi, teknoloji için fonlamanın temelini oluşturan bir standart haline gelmiş olsa da, yapısı itibari ile gerçek anlamda inovasyon yapanların ve ekiplerinin nasıl olması gerektiğini yeterince dikkate almaz. Şirketlerin ve ‘startup’ların teknoloji bazlı erken aşama fikirlerinin, işte tam da bu nokta da iyi bir IRL analizine gereksinimleri ortaya çıkmaktadır. Özellikle, kamu kaynakları ile fonlanan projelerde, kamu kaynaklarının etkin bir şekilde kullanımı için bu ayrı bir önem kazanmaktadır.

 

İnovasyon Hazırlık Seviyesi (IRL) aracı, yenilikçi bir ürünün, hizmetin veya gelişmekte olan bir işletmenin olgunluk seviyesini değerlendirmek amacı ile geliştirilmiştir. IRL, her bir seviyesindeki parametreler çerçevesinde, inovasyon sürecini etkileyebilecek tüm boyutları analiz ettiği için, bir teknolojinin, ürünün veya hizmetin inovasyon potansiyelinin daha isabetli bir şekilde değerlendirilmesini sağlar. TRL’e benzer bir yapı kullanan IRL’ler, kuruluşun belirli bir iş modelini uygulamaya hazır olma durumu ve bir fikrin kuruluş için yaratması muhtemel baskının ölçüsü hakkında da nicel bir değerlendirme sunar. Bu nicel değerlendirme de, hem gerekli yatırım hem de yatırım ile ilişkili risk için bir yedek metrik sağlamış olur. Ayrıca, standart finansal metriklerin, iş modelinde değişiklikler gerektiren erken aşama fikirlerin potansiyeli hakkında, yararlı veya anlamlı değerlendirmeler sağlayamamasından dolayı da, IRL aracına göre değerlendirilmek önem kazanmaktadır.

 

Her şeyden önce, Yönetim Gurusu Drucker’ın da altını çizdiği üzere, yönetmek için ölçümlemenin öneminin yadsınabilmesi mümkün değildir. Teknoloji Hazırlık Seviyesi (TRL) ve İnovasyon Hazırlık Seviyesi (IRL) ölçekleri de, ölçümlemeye yönelik önemli enstrümanlardır. Ölçümlemeye yönelik bu enstrümanların, teknoloji yoğun projeler söz konusu ise, birinin diğerinin yerine kullanılması şeklinde değil, “hibrit” bir biçimde kullanılması tercih edilmelidir. Böylelikle, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2019 tarihli “Startup Yaklaşım Belgesi” başlıklı raporunda da belirtilmiş olan “ticarileşme” sorunsalı çözümlenmiş olacaktır. Sonuç olarak, vurguladığımız “hibrit” yaklaşım sayesinde, destek ve hibe olarak aktarılan kamu kaynaklarının ve harcanan emeklerin, ticari bir karşılığının olup olmayacağına yönelik belirsiz ya oldukça minimize edilmiş olacaktır ya da sıfırlanmış olacaktır.

Leave a comment