Girişimciler İçin Yeni Bir Kariyer İmkanı

Öncelikle, bugün Binovative Blog’un lansmanı için bizleri misafir eden ODTÜ’ye ve TechForStartup‘a çok teşekkür ediyoruz. Günümüzde, üniversite gençliğinin beklentilerinin geçmişe nazaran çok farklı olduğunun farkındayız. Artık, gençler üniversite sonrası kendilerini hemen bir ofis ortamına kapatmak istemiyorlar. Öncelikle, kendi girişimini kurmak veya bir startup‘a girerek yeni tür bir iş deneyimi yaşamak isteyenlerin sayısı giderek artıyor. Ancak, “startup” deneyimi yaşamak her zaman kolay olmuyor. Kendi girişimini kurmak ise, uzun ve zahmetli bir yol. Bugüne kadar girişimcilik yapmak isteyen gençleri hep destekledik, desteklemeye de elimizden geldiğince devam edeceğiz. Binovative Blog’un hayata geçiş sebebi, gençleri son birkaç yıldır artık Türkiye’de de ortaya çıkmaya başlayan “kurumiçi girişimcilik” konusunda bilgilendirmek.

 

Daha birkaç yıl öncesine kadar, geleneksel ekonominin hantal olarak bildiğimiz kurumsal şirketleri “inovasyon yapmayı” bir seçenek olarak görüyorlardı. Ancak, bugün geldiğimiz noktada ise, inovasyon yapmak artık bir seçenek olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline geldi. Bu gerçeğin farkına varan bazı şirketler de, kendilerini yenilemek, yeni ürün, hizmet ve iş modelleri yaratabilmek için kurumiçi girişimcilik sistemleri kurmaya başladılar. Kurumiçi girişimcilik, dışarıda görmeye alıştığımız girişimciliğin bir başka versiyonu. Kendi inovasyon programlarını yaratan şirketler, çalışanlarını tıpkı “stratup”çılar gibi yetiştirmeye çalışıyorlar. Özel eğitim programları uyguluyorlar; fikir topluyorlar. Proje geliştiren ekiplerine startup camiasından tanıdığımız mentorlar atıyorlar. Kurum içerisinde çalışan girişimci ekiplerinin herhangi bir teknik ihtiyacı olduğu zaman, bu ihtiyaçlar da doğal olarak şirketin mevcut kaynaklarından karşılanıyor. Yatırım konusuna gelince, projelerin başlıca yatırımcısı zaten hazır. Projelere şirket yatırım yapıyor veya bazı şirketler içeride olgunlaştırdıkları fikirlerini dışarıya çıkarıp dış yatırımcıların, VC’lerin beğenilerine sunuyorlar.

 

Bazı çevreler, girişimciliğin, asla kurum içerisinde yapılamayacağına, kurum içinde yapılsa dahi başarılı olamayacağını düşünüyorlar. Ancak, biraz araştırdığınız takdirde, Türkiye’de kurumiçi girişimcilik programı yürüten şirketlerin son yıllarda çok sayıda yeni ürün ve hizmeti piyasaya çıkardığını ve bundan yeni cirolar elde ettiğini görüyorsunuz. Dışarıda yapılan girişimcilik ile şirket içerisinde yapılan girişimcilik arasındaki en büyük fark, girişimciden beklenenler ile ilgili. Kurumlar doğal olarak, kurumiçi girişimcilerinin kendi faaliyet alanları kapsamında projeler geliştirmelerini bekliyorlar. Diğer bir deyişle, özgürlük alanı dışarıya nazaran biraz daha sınırlı. Fakat, Türkiye’de şirketin faaliyet alanı dışında geliştirilen projelere izin veren ve daha sonra bu fikirleri “spin-off” ederek dışarı çıkaran şirketler de mevcut.

 

Bizim gençlere mesajımız ise şu:

 

Kendi girişiminizi kurmak istiyorsanız, biz sizin arkanızdayız. Deneyin, başarısız olsanız dahi çok şey öğreneceksiniz. Başarılı olduğunuz taktirde ise, hepimize örnek olacaksınız. Ancak, yola tek başınıza çıkıyorsanız, belki de annenizin altınlarını bozdurmak durumunda kalacaksınız, etrafınızdan borç alacaksınız, eğitim için ayıracağınız bütçe sınırlı olacak, en iyi mentorlar ile çalışmak için ayıracak bütçeniz kalmayacak, IT desteğine ihtiyaç duyacaksınız, daha sonra da kaçınılmaz olarak yatırımcı aramaya başlayacaksınız. İstatistiksel olarak baktığınızda,”stratup”ların başarı oranı maalesef biraz düşük. Mevcut ekonomik şartlarda ise, kurumiçi girişimcilik bu işleri öğrenmeye başlamak için güvenli bir liman niletiliğinde. Yukarıda sayılan tüm ihtiyaçlarınız, zaten şirket tarafından size sunuluyor. İçinizde girişimcilik ateşi var ise de, zaten hiçbir kurum sizi uzun süre içerisinde tutamaz; er ya da geç kendi girişiminizi kuracaksınız. Fakat, size kurumiçi girişimcilik yapma fırsatı sunan şirketleri birer okul olarak kabul edebilirsiniz. Gelin beraber deneyelim, beraber öğrenelim, beraber başaralım…

Leave a comment