Radikal İnovasyon!

Radikal inovasyon, pazardaki mevcut iş modellerini, ürünlerini, hizmetlerini ortadan kaldıran veya ciddi olarak zayıflatan güçte, yeni inovasyon olarak tanımlanabilir. Adımsal inovasyon daha ziyade, pazarda «bilinen, var olan» müşteriye yönelik yapılmaktadır. Radikal inovasyon ise, yeni pazarlar yaratmakta olup, «bilinmeyen, yeni» müşteri üzerinde sonuç doğurmaktadır.

 

Radikal İnovasyonun Şifreleri!

 

Radikal inovasyon yaparken, şirket alışılmış konfor alanından çıkarak ezber bozar. Bu şirketler, mevcut müşterilerin, tedarikçilerin ve teknik imkanların ötesine geçen bir yeniliği, hayata geçirerek bir bakıma risk alırlar. Tabii burada risk almak ile kastedilen, ölçüsüz bir şekilde risk almak değildir. Radikal inovasyon alanında başarılı şirketler, çoğu zaman diğer şirketlerin dikkate almadığı «sessiz» tüketicilerin sıkıntılarına odaklanırlar. Onları dinleyerek, sıkıntılarını keşfetmeye ve bu sıkıntılara yönelik çözüm üretmeye çalışırlar. Çok sayıda deneme yaparlar. Ürünün pazara çıkmasından önce yapılan bu çalışma, alınan riskin kontrol edilebilir hale gelmesini sağlar.

 

Pazardaki diğer aktörler, pazardaki önemli ve güçlü müşterilerini daha çok tatmin etmek ile uğraşırken, buldukları radikal modellerdeki çözümleri hayata geçirerek, pazar paylarını yavaş yavaş arttırmaya başlarlar. Pazardaki diğer aktörler, pazar paylarının eridiğini fark edip yeni ürünlere cevap vermeye başlayınca, pazardaki «radikal etkinin» oluştuğu kabul edilir. Her sektörde her şirketin, radikal inovasyon yapması şart mıdır sorusunun cevabı: «Hayırdır». Ancak sektörünüzde, yurtiçindeki veya yurtdışındaki rakipleriniz radikal olarak kabul edilebilecek inovasyonlar yapmaya başladı ise durum değişir. Bu yeni durum, sizin daha uzun süre adımsal inovasyon ile yetinemeyeceğinizin en önemli işaretidir. Dolayısı ile, radikal inovasyonun ne olduğunu, hangi şartlarda ve nasıl ortaya çıktığını anlamak büyük önem taşımaktadır.

 

Otonom Traktörler & Tarım 4.0

 

Radikal inovasyonun, daha ziyade ileri teknoloji sektörlerinde yapılabildiği ön yargısını yıkmak gerekiyor. Geleneksel bir sektör olan tarım da, radikal inovasyonların etkisinde kalmaya başladı. Tarımda kullanılan tohumların genetik olarak değiştirilmesi dışında, tarımda kullanılan araçlarda yapılan bazı yenilikler, tarım sektörü üzerinde derin etkilere sebep oluyor. Bu alanda, tarımdaki dengeleri değiştirecek olan en büyük yenilik, otonom ve elektrikli traktörler. Karayollarına yönelik olarak geliştirilen tam otonom araçların devreye girmesi için, halen çözülmesi gereken çok sayıda hukuki ve teknik engel bulunuyor. Ancak, tarım araçları açısından bu engellerin çoğu yok. John Deere’in firmasının ilk versiyonlarını piyasaya sürmeye başladığı otonom ve elektrikli traktör, sektör açısından radikal bir inovasyon niteliğindedir. Sektör açısından rekabetçilik koşullarını, istihdam ve enerji maliyetleri oluşturuyor.

 

Otonom traktörler, geleneksel traktörlerin sunamadığı çok sayıda avantaj sunuyor. Elektrikli otonom traktörler, çiftçinin en büyük maliyet kalemlerinden olan mazot ve istihdam maliyetlerini azaltıyor. Daha küçük olmaları ve elektrikli motorları sayesinde daha az bakım ve yedek parça gerektirmeleri önemli avantajlarındandır. Ayrıca, birden çok traktör ve onun ile entegre çalışan tarım aletinin, tek bir merkezden tek bir kişi tarafından kullanılabilmesi de diğer avantajlarından sadece bazılarıdır. Modern akıllı çiftliklerde bu traktörler, tarlaya yerleştirilen sensörler sayesinde, kendi yollarını bulup, birkaç santimetrelik yanılma payı ile, tarlanın her metre karesini tam olarak kullanarak ekip biçebiliyorlar. Yine sensörler sayesinde, gerektiğinden fazla kimyasal kullanmaksızın, her bitkinin ihtiyacına özel sulama veya ilaçlama yapabiliyorlar.

 

Otonom ve elektrikli traktörlerin getirdiği en radikal değişim ise, «endüstriyel tarım» konusundadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından beri büyük firmalar, tarım arazilerini satın alarak birleştiriyor. Yaratılan dev arazilerde, modern tarım teknikleri ve dev traktör ve biçerdöverler sayesinde, hektar başına daha düşük bir maliyet ile çok daha yüksek bir verim seviyesi yakalanıyor. Bu büyük araziler ve endüstriyel teknikler kullanılmadan yapılan tarım ise, ortalamada daha fazla istihdam gerektiriyor ve maliyeti yükseltiyor. Yeni nesil traktörler, artık bu dengeleri değiştiriyor. Zira, bu teknoloji sayesinde küçük arazilerde dahi, yeni nesil küçük traktörler ile endüstriyel tarımın verimini yakalamak mümkün hale geliyor. Elektrikli otonom traktörler, küçük arazilerde geleneksel tarımı tekrar mümkün hale getiriyor. Söz konusu traktörlerin yaygınlaşması durumunda, traktör sanayiinde geri dönüşü mümkün olmayan bir değişimin yolu açılabilir.

 

 

Sonuç

 

Unutmayın, radikal inovasyondan bahsedebilmek için, mutlaka cep telefonu veya tablet üreticisi olmanız gerekmiyor. Radikal inovasyon, artık heryerde ve geleneksel olarak adlandırdığımız sektörleri de yakından etkiliyor.

Leave a comment