Top

Savunma Sanayii ve Açık İnovasyon

Savunma Sanayii, Açık İnovasyon

Savunma Sanayii ve Açık İnovasyon

Savunma sanayii, özellikle “kullanıcı profili” açısından diğer sanayiilerden ayrılıyor. İnovasyon çalışmalarında daima, müşteri odaklı olun, kullanıcının problemlerini keşfedin, onları çözmeye odaklanın şeklinde tavsiyeler verilir. Ancak takdir edersiniz ki, savunma sanayiinde diğer sektörlerde olduğu gibi, alışveriş merkezlerinin kapısında bekleyerek kullanıcı mülakatı yapma imkanı bulunmuyor. Savunma sanayiinin güvenlik güçleri ile yakından çalışması, sahaya inerek gözlem yapması, sorunları dinlemesi ve çözümler üretmesi gerekiyor. Bu tür bir çalışma, devlete ait şirketler için mümkün olabilmek ile beraber, bu alanda faaliyet göstermek isteyen ‘startup’lar için mümkün olamamaktadır. Zira, “ben savunma sanayii startup’ı” kurdum diyen herkesin, işin doğası gereği güvenlik güçleri ile sahada çalışma imkanı bulması imkansız. Peki, savunma sanayii alanında çalışmak isteyen ‘startup’ları, bu sektöre kolay bir şekilde entegre edebilmenin bir çözümü açık inovasyonda olabilir mi?

 


Günümüz şartlarında, Ar-Ge departmanı ne kadar büyük olur ise olsun, tek bir fabrikanın ürettiği ürünün tüm teknolojilerine hakim olması giderek zorlaşıyor. Bir otomobil fabrikası uygulamada, ürettiği otomobilin far teknolojisini onu geliştiren başka bir şirketten alıyor, otonom sürüş teknolojisini bir başkasından, elektrik pili teknolojisini başka bir şirketten almayı tercih ediyor. Bu sayede, Ar-Ge imkanlarını ana ürünün özelliklerine odaklayarak daha verimli sonuçlar elde edebiliyor.

 

Benzer bir durum, örnek vermek gerekir ise, traktör üretim şirketleri için de geçerli. Bugünün şartlarında sadece bir traktörü üretmek yetmiyor. Traktörün ‘GPS’ aracılığı ile tarlayı en verimli şekilde sürmesi, uydudan alınan resimleri analiz ederek tarlanın ihtiyaç duyulan yerini gerektiği kadar ilaçlaması, ‘IOT’ sensörleri ile haberleşmesi, arazi şartlarını analiz ederek daha az yakıt harcaması gerekiyor. Traktör gibi bir ürünün etrafındaki teknolojik eko-sistemin büyüklüğü, adeta traktör endüstrisinden daha büyük bir hale gelmiş durumda.

 


Günümüzde, özellikle elektronik alanında geliştirilen teknolojilerin, alınan patentlerin ömrü ciddi şekilde azalıyor. Çoğu zaman, yapılan patent başvurusunun belgesi gelmeden yepyeni bir teknoloji ortaya çıkıyor. Bu dönüşümü gören ve elektronik alanındaki teknolojileri kullanan çoğu şirket, Ar-Ge’sinin bir kısmını bu alanda faaliyet gösteren teknolojik startup’lara out-source etmeye çalışıyor. Bazı teknolojileri kendi geliştirmek yerine startup’lar ile işbirliği yapıyor, onların geliştirdikleri teknolojileri ürünlerine entegre etme yolunu seçiyor. Şimdi bir de, bir otomobil veya traktör örneğine göre, çok daha karmaşık teknolojileri bünyesinde barındıran bir savunma sanayii ürününü, örneğin bir uçağı veya hava savunma sistemini gözünüzde canlandırın. Aynı sorunun ve ihtiyacın, ister istemez savunma sanayii için de var olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

 


Tabi savunma sanayii için, diğer sanayilerde var olmayan bir diğer parametre daha var: O da “ulusal güvenlik”. Savunma sanayii güvenlik gerekçeleri ile, geliştirdiği teknolojilerin herkes tarafından öğrenilmesini, hatta çoğu zaman duyulmasını dahi istemiyor. Peki, bu inovasyon ihtiyacı ile ulusal güvenlik endişesi birbirini tehdit etmeyecek şekilde nasıl beraberce hayata geçirilebilir?

 


Esasında bu sorunun cevabı, otomotiv sanayii ile ilgili verilen örnekte saklı. Ar-Ge’yi ürünün çoğu zaman gizlilik gerektiren temel özelliklerine odaklamak, ürünün gerektirdiği teknolojik yenilikler konusunda ise açık inovasyon yoluna gitmek. Tabi, açık inovasyon yapmanın da bazı kuralları var. “Fikri olan herkes bize göndersin” türü bir genel bir yaklaşımdan ziyade, sanayii şirketlerinin kendilerine özel bir açık inovasyon stratejisi belirlemeleri ve bu strateji etrafında çalışmalar yapmaları gerekiyor. Bunu başarmak için, savunma sanayii şirketlerinin kendi ürünleri açısından “tamamlayıcı nitelikte olan teknolojiler” konusunda belirli temalar tespit etmeleri ve dış dünya ile yapacakları işbirliklerini bu alanlara odaklamaları düşünülebilir. Açık inovasyon çalışmaları, savunma sanayiine özel nesnelerin interneti, büyük veri analitiği, sanal zeka, ‘blockchain’, haberleşme, siber güvenlik gibi çok farklı alanları kapsayabilir.

 


Savunma sanayiinin, startup’lar ile “kullanıcı” konumundaki güvenlik güçleri arasında bir köprü görevi üstlenmesi büyük önem taşıyor. Bu işbirliği, Türkiye’de bu alanda çalışan ‘startup’ların, savunma sanayiine özel “kullanıcı problemlerine” odaklı çözümler geliştirme potansiyelini arttıracağı gibi, savunma sanayiinin ‘startup’ların çevikliğini ve enerjisini kendine çekme gücüne hizmet edebilir.