Top

Rekabet Edebilirliğin Kaynağı: İnovasyon & Girişimcilik

Rekabet Edebilirliğin Kaynağı: İnovasyon & Girişimcilik

The best time to plant a tree was 20 years ago. The second best time is now. – Chinese Proverb
(Ağaç dikmenin en iyi zamanı 20 yıl önce idi. İkinci en iyi zaman şimdi. – Çin atasözü)

 

Temel yetkinliklere dayalı strateji anlayışı, etkisini 1990’lardan günümüze kadar sürdürmektedir. Temel yetkinliklere dayalı strateji anlayışı, şirketlerin kaynakları ve kabiliyetleri sayesinde önemli rekabet avantajı sağlayacağını öne süren bir konsepti, yönetim alanına getirmiştir. Bu strateji anlayışına göre, şirketler sahip oldukları kaynakları/varlıkları ile ekonomik değer üreten/iş yapan kabiliyetlerini belirleyip, strateji geliştirmede kullanmalıdır. Stratejik niteliği bulunan kaynaklar ve kabiliyetler, şirketin temel yetkinliklerini (core competence) oluşturmaktadır. İnovasyon stratejisi de şirketler/kurumlar tarafından bu minvalde ele alınmalıdır. Rekabetin edebilirliğin özellikle de sürdürülebilir rekabet edebilirliğin kaynağının inovasyon ve (kurumiçi) girişimcilik olduğunu dünya genelindeki örneklerden görmekteyiz. Startup’lar ile işbirlikleri de, girişimcilik ruhunu yakalayabilmek için tamamlayıcı bir unsurdur.

 

Kurumiçi Girişimciliğin Önemi

 

Söz konusu stratejik düşünce anlayışına göre, günümüzde rekabet üstünlüğünün sağlanması için, kurumiçi girişimcilik hayati öneme sahiptir. Halihazırda birçok kurumsal firma da, bu konuda önemli çalışmalar yapmaktadır. Kurumiçi girişimcilik uzmanları aracılığı ile firmalar, çalışanlarını girişimcilik yolunda cesaretlendirmeye çalışmaktadır. Böylelikle firmalar, işletme içindeki potansiyel değerleri bulup, ekonomik olarak değer üretmeyi hedeflemektedir. Kurumiçi girişimcilik mekanizması, işletme içindeki entelektüel sermayenin harekete geçirilmesini ve inovatif kurum kültürünün yaratılmasını sağlayacak, yönetsel düzeyde becerileri içermektedir.

 

Kurumiçi girişimciliğin önemi bir yana, özünde kurumsal şirketler de uzun vadede rekabet edebilmek için, girişimler ile (startup’lar ile) çalışmak zorunda olduklarının farkındalar. Firmaların, ekonomik değer yaratma potansiyeli taşıyan yenilikçi zihinleri ve iş fikirlerini, olabildiğince erken fark etmeleri rekabet açısından önemlidir. Özünde bu rekabet düzeyini artıran şey, girişimler ile çalışmanın kurumsal şirketlerin ihtiyaç duyduğu inovasyon kaynağını sağlamasından ileri gelmektedir. Firmaların mekanik örgüt yapıları karşısında organik örgüt yapılarına sahip olan startup’lar, adeta inovasyonun gerçekleşebileceği gerekli “laboratuvar” ortamını sağlamaktadırlar.

 

Girişimcilik Ekosistemine Angaje Olabilmenin Önemi

 

Bugün, Türkiye’deki köklü ve büyük şirketler girişimcilik kavramının önemini anlamış durumdadırlar. Kurumiçi girişimcilik çalışmaları yanı sıra, hızlandırıcılar düzenleyip kuluçka merkezleri ile yakın bir şekilde çalışarak, stratejik düzeyde önemli kazanımlar elde etmeye çalışmaktadırlar. Hatta önemli bankalar, kendi özel hızlandırıcılarını kurup Kurumsal Risk Sermayesi Şirketleri (CVC) ile bu girişimleri fonlamaktadırlar. Şirketlerin yenilikçi girişimler ile erkenden tanışması, ileride gerçekleşebilecek satın alma süreci üzerindeki baskıyı azaltabilen faydalı yan etkilere de sahiptir. Startup’ların sağlayacağı bu stratejik kazanımları kaçırmak istemeyen firmaların sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bu bağlamda 400.000’den fazla üyesi olan İTO’nun kurmuş olduğu BTM (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi) de, bu anlamda şirketlere ve startup’lara önemli hizmetler vermektedir. Kurumsal şirketler ile startup’ların uygun zeminde eşleşmelerini sağlayıp, şirketlerin önemli kazanımlar elde etmesini sağlamaktadır.

 

Bu çerçevede, gerçek hayattaki kurumsal şirketler ile girişimlerin ilişkilerini gösteren örneklere bakmak, konunun daha iyi özümsenmesini sağlayacaktır. Pfizer-BionTech ortaklığında gerçekleştirilen Covid-19 aşı çalışmaları, akla ilk gelen örnek olarak verilebilir. Pfizer, 1849 yılında kurulmuş köklü ve büyük bir şirket olmasına rağmen, aşı çalışmalarını 2008 yılında kurulmuş BionTech ile beraber yürütmektedir. Şirketlerin, yenilikçi girişimleri satın aldığı haberleri ile de sıklık ile karşılaşmaktayız. Microsoft ile bulut tabanlı iş çözümleri alanında rakip olan Salesforce’un, yakın zamanda yine bulut tabanlı ekip iş birliği hizmeti sunan bir startup olan Slack’i, 27,7 milyar dolara satın alacak olması, rekabetin boyutlarını ve yenilikçi girişimlerin önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Köklü global şirketler, bu tarz girişimleri kaçırmamak adına önemli kurumlar ile iş birlikleri yaparak, bu ihtiyacı dış kaynak kullanımı ile sağlamaktadırlar. Merak edenler, Plug and Play Tech Center’ın web sitesindeki Corporations bölümündeki şirketlere bakabilirler.

 

Ekonomik değer yaratan bir ürün ortaya koymanın yanı sıra, inovasyon, yeni bir hizmet veya iş modeli olarak karşımıza çıkabilmektedir. Dünyadaki bu yenilikçi iş yapış biçimi, ismini bir startup’tan alan “Uberisation” kavramı ile açıklanmaktadır. Uber’in kendisine ait bir aracının olmaması, ancak dünyanın en büyük yolcu taşıma hizmetlerinden birini sağlaması ile ortaya çıkan bir kavramdır. Bugün dünyanın en önemli konaklama hizmeti sunan şirketi olan Airbnb’nin de kendisine ait bir evi bulunmamaktadır.

 

Özet ile, şirketler potansiyel güçlerinin farkına varmak için, girişimcilik kası geliştirmek zorundadırlar. Bunu yapar iken girişimciler ile ve girişimcilik alanında faaliyet gösteren kurumlar daha yakın çalışmalıdırlar. Şirketler, uzun vadede rekabet üstünlüklerini kaybetmemek için gerekli inovasyon kaynağını, organik örgüt yapılarına sahip girişimler ile sağlamalıdırlar. Her şeyden öte, yenilikçi girişimciliğin başarısı kendine has kültüründen, düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Kurumsal şirketler, söz konusu zihniyeti anlamalı ve özümsemelidir. Örneğin, Paypal’ın birçok eski kurucuları ve eski üst düzey çalışanları, bugün Linkedin, Tesla Motors ve daha birçok başarılı Silikon Vadisi girişimini kurmuştur ve büyütmüştür. Paypal’ın eski çalışanlarının kurduğu şirketlerin değeri, bugün milyarlarca dolar ile ölçülmektedir. Bu alanda geç kalmış kurumsal şirketlerin rekabet edebilirliği için, hemen harekete geçmeleri gerekmektedir.

 

Konuk Yazar: Huzeyfe Maralceylan