Top

2008 Krizinden İnovasyon Adına Çıkarılacak Dersler

2008 Krizinden İnovasyon Adına Çıkarılacak Dersler

2008’de dünyada yaşanan finansal kriz, geleneksel ekonomi ve yeni ekonomi şirketleri arasındaki farkların netleşmeye başlaması açısından önemli bir tarih. Her iki şirket türü de, 2008 krizi öncesi vardı. Ancak, aralarındaki farklar bugünkü kadar belirgin değildi ve eski/yeni ekonomi şirketi sınıflandırması yapmak o kadar da kolay olmuyordu.

 

Geleneksel ekonomi şirketleri, 2008 krizi sonrası finansal odaklı çalışmaya başladılar. Krizden çıkardıkları dersler sayesinde, eskiden aldıklarından da daha az risk almaya başladılar, kar ve temettü üzerine odaklandılar. Literatürde CFO şirketi adı verilen bu şirketlerde, belki de en önemli ve stratejik pozisyon Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcıları oldu. Yeni ekonomi şirketleri, bu dönemde yatırımlarını Ar-Ge’ye ve inovasyona yönlendirdiler. Buna karşılık, eski ekonomi şirketleri, tıpkı bugünkü Covid krizinde olduğu gibi, hangi alanlarda bütçe kesintisine gideceklerine odaklandılar. Tasarruflarını, ertelenebilir dedikleri Ar-Ge ve inovasyon üzerinden yaptılar.

 

Geleneksel ekonomi şirketleri, 1990’lar sonrası iş modellerini yenilemediler. Bu kategoriye giren şirketlerin çoğu, bu dönemden beri aynı şekilde, aynı yöntemler ile iş yapmaya devam ettiler. Yeni teknolojiler konusunda sadece kullanıcı konumunda kaldılar. Hepsinin internet sitesi ve son model bilgisayarları vardı ama yeni teknolojiler onların iş modelleri üzerinde bir değişikliğe sebep olmadı. Bugün, Covid krizi gelip geçicidir diyen şirketler gibi yeni şartlardan ders çıkarmadılar, iş modellerini değiştirmek için özel bir çaba göstermediler. Yeni ekonomi şirketlerinin çoğu ise, zaten yeni bir iş modeli üzerine kuruldu. Söz konusu yeni iş modelleri başarı kazandıkça, diğer şirketler de aynı modeli kopyalayıp aynı başarıyı yakalamaya çalıştılar.

 

Geleneksel ekonomi şirketlerinin çoğu, büyüklükleri, çalışan sayıları, ciroları ve pazar payları ile güven veriyorlardı. Kimse onların sarsılacaklarını, hatta iflas edebileceklerini aklına dahi getirmiyordu. Onlar, ekonomileri hatta bazılarına göre ülkeleri yönetebilecek güçteydiler. Bu dönemde ortaya çıkan yeni ekonomi şirketleri ise, küçük olmalarına rağmen getirdikleri yenilikler sayesinde çok süratli büyüdüler. Dünya ekonomisini gerçek anlamda şekillendirmeye başladılar. Bazılarının cirosu, dünya üzerindeki orta ölçekli ülkelerin gayrisafi milli gelirlerini geçti.

 

Geleneksel ekonomi şirketleri hep rakama odaklandılar. Rakamlar büyüdükçe bunu başarı olarak gördüler. Ancak, göreceli olarak büyüme süratleri, yeni ekonomi şirketlerine oran ile çok daha düşüktü. Dünyanın en büyük şirketlerinin yer aldığı Fortune 500 şirketleri listesi sıralamasında, sürekli gerilediler hatta bu listeye giremez oldular. 2008 krizi öncesinde adını dahi duymadığımız bazı yeni ekonomi şirketleri ise, hem listede tırmandılar hem de sayıları arttı.

 

Geleneksel ekonomi şirketleri, dünyanın en büyük pazarı olan Uzakdoğu’ya ürün ihraç edemez oldular. Uzakdoğu’nun düşük maliyetleri karşısında, kendi «göreceli küçük» pazarlarına kapanmak zorunda kaldılar. Yeni ekonomi şirketleri ise, ürettikleri yeni ürün ve hizmetleri Uzakdoğu’ya ihraç etmekte hiç zorlanmadılar. Uzakdoğu zaten üretim yapabilmek için, yenilikleri yakalayabilmek için, onların ürünlerini almak zorundaydı. Özet ile eski ekonomi şirketleri, Uzakdoğu’nun rekabetine sadece maliyetleri düşürerek cevap vermeye çalıştılar. Yeni ekonomi şirketleri ise, rekabete inovasyon ve teknoloji ile cevap verdiler ve başarılı oldular. Bugün, 2008 finansal krizi ile benzer sonuçlar doğuran bir kriz ile karşı karşıyayız ve geçmişte bazı şirketlerin yaptıkları hataları tekrarlamamamız gerekiyor.

 

Burada, Renault şirketinin 2000’li yıllardaki CEO’larından Louis Schweitzer’in meşhur bir sözünü hatırlayalım. Schweitzer, «21. yüzyılda geri gitmenin en süratli yolu yerinde saymaktır.» demişti. 2020’li yıllarda durum çok da farklı değil. Şu an, geçmişten ders çıkarma zamanı geldi. Tüm kriz şartlarına rağmen, bazı şirketler başarılı oluyor ve size nazaran daha süratli ilerlemeyi başarıyor ise, ortada bir sorun olduğunu kabul etmek gerekiyor. Herşeyi Covid’e bağlayıp, şirketinizin inovasyon çalışmalarını ve dönüşümünü ertelemek çözüm olmayabilir. Zaman, inovasyonu erteleme zamanı değil, tam tersine inovasyona, yeni iş modellerine ve girişimciliğe önem verme zamanı.