Top

Kurumiçi Girişimciliğin Şirketler için Yeri & Önemi

Kurumiçi Girişimciliğin Şirketler için Yeri & Önemi

Girişimciliğin tanımı yıllarca aynı kalmış olsa da, girişimciler için tanımlar ve olasılıklar farklılaştı. Şu anda, dünyada 500 milyondan fazla girişimci bulunuyor. Tek dertleri, sorun olarak gördükleri konulara çözümler geliştirmek ve dünyayı dönüştürmektir. Bazıları finansal, bazıları ise finansal olamayan şekilde geri dönüşlerini almaktadır. Her girişimcilik tanımının içinde, girişimciliğin insanların kariyerini ve hayallerini ellerine alıp yollarına kendilerinin istediği şekilde devam etmeleri vardır. Girişimcilik için ülkelerin ekonomik kalkınmasının ve sosyal refahının göstergesidir, derler. Kurumlarda girişimcilik yani Kurumiçi Girişimcilik ise, o kurumun inovatif yaklaşımı ile sürdürülebilirliğini sağlayabilmesidir. Sizler ile bu yazımda, 3 yıllık Kurumiçi Girişimcilik Birimi Yöneticisi olarak deneyimlerimi ve iç görülerimi paylaşmış olacağım.

 

Girişimcilik & Kurumiçi Girişimcilik

 

Girişimcileri ve kurumlardan çıkan girişimcileri ayıran bazı özellikler bulunmaktadır. Bazı girişimciler, hayatına direkt olarak bir fikri işe dönüştürerek başlar ve her şeyi yolda öğrenir. Bir diğer girişimci türü ise, çalışma hayatında birçok konuyu deneyimler ve yarı tecrübeli/tecrübeli olarak yoluna devam eder. Benim görüşüme göre, girişimciler için fikirden daha önemli konular vardır. Ekip olmak, dikeyde ve yatayda farklı uzmanlık ve yeteneklere sahip olmak yani “T İnsan” olmak ve birbirini tamamlıyor olmak çok önemlidir. Hali ile ikisi arasında, başarılı olmak ya da başarısız olmaktan ziyade büyük bir ayrıcalık vardır.

 

Girişimci dünyada bir değişiklik yapmak için harekete geçer iken, kurumlarda bulunan girişimci adayları ise müşterilerin sorunlarını çözebilmek için hareket halindedir. Biri mücadele ettiği sorunu çözer, diğeri ise, müşterisinin sorununu çözüyor olur. İkisinin de yaptığı, eylemde olmaktır.

 

Kurumların İhtiyaçları & Görevleri

 

Kurumların ihtiyacı, doğru çalışma arkadaşı bulmaktan öteye gidiyor. Çünkü, dünya değişiyor, iş yapış biçimimiz değişiyor, dolayısı ile bizim de varlığımızı sürdürebilmemiz için, bir şekilde değişmemiz ve dönüşmemiz gerekiyor. Bir şekilde değişmekten kastım, tamamen teknolojik bir değişimin parçası olmak yönündedir. Her geçen saniyede, bir teknoloji üretiliyor ve milyonlar tarafından tüketiliyor. Hangi tarafta olmak istediğiniz sizlerin tercihidir. Tüketime yüzdelik olarak daha fazla zaman ayırıyor olabiliriz. Fakat, üretimin bir parçası olanlar da, kurumlarda farklı bakış açısına sahip inovatif kişilerdir. Kurumların görevi, bu kişilerin yeteneklerini ortaya çıkarabilmek olmalıdır. Bir çalışanınız, belki de potansiyel ortağınızdır!

 

Değişim ve dönüşüm ihtiyacı, zamanı ve yüzyılı yakalamaktır. Kurumlar sürdürülebilirliklerini sağlayabilmek için, nesilleri takip etmek isterler. Takip etmelilerdir de. İşte tam da bu noktada, sektörlerin ihtiyaçlarını yine o sektördeki çalışanlar bilebilmektedir. Kurumiçi Girişimcilik, bu noktada devreye girerek, kurum çalışanlarına girişimcilik ruhunu ortaya çıkartacak belli başlı çalışmalar yürütmektedir. Bilinmelidir ki, bir dönüşüm ancak kültürü değiştirmek mümkün olabilir. Kurumların girişimcilik yolculuğunun birinci adımı, kültürü değiştirmek olmalıdır. Fakat, kurumlarda iş tanımları bulunan bireylerin, bir de bunun dışına çıkmadan değer yaratması beklendiği göz ardı edilmemelidir. Çalışanların fikirlerini ortaya rahatça sunabilmeleri için, gerekli ortamın ve altyapının hazırlanması çok önemlidir. Bir diğer önemli adım ise, kurumunda girişimciliği benimsemiş ve buna inanan, inandığını her söylemi ve eylemi ile belli eden yöneticilerdir.

 

Sonuç olarak, başta da belirttiğim üzere, girişimcilik için ülkelerin ekonomik kalkınmasının ve sosyal refahının göstergesidir, derler. Kurumlarda girişimcilik yani Kurumiçi Girişimcilik ise, o kurumun inovasyon bazlı yaklaşımı ile sürdürülebilirliğini sağlayabilmesidir. Dolayısı ile, ülkelerin ekonomik kalkınmasının ve sosyal refahının sürdürülebilirliği için de, Kurumiçi Girişimcilik önemli bir yaklaşım ve metottur.

 

Yazar: Hayriye Ocak