Top

Sis Bastırdığında Elmalar ile Şeftaliler Birbirine Karışırlar!

Sis Bastırdığında Elmalar ile Şeftaliler Birbirine Karışırlar!

Girişimcilik ekosisteminde, farklı, değişken ve hatta özümsenmesi zor bazı olgular var. Bu aşılmışın dışındaki olgu oluşumu, genellikle oryantalist toplumlarda sıklıkla görülüyor. Her ne kadar zaman dilimlemesi Greenwhich’e göre yapılsa da ve dünya üzerinde zaman-mekan ilişkisi buna göre belirlense de, aslında bu yöndeki ayrışmanın merkez noktası, üzerinde yaşamış olduğumuz topraklar. Eğer, “unicorn”a ulaşmak istiyor isek, bu alışılmışın dışındaki olgu oluşumundan uzaklaşmalıyız ama rasyonellikten kesinlikle uzaklaşmamalıyız!

 

Bu olguyu şu şekilde açıklamak mümkün: Greenwhich’den doğuya doğru yola çıktığınızda, sadece etrafınızdaki binalar, parklar, şehir yapıları değil, aynı zamanda soyut ve somut tüm kavramlar değişiyor. İngiltere’nin güneyinden tünele girip, Fransız topraklarına ayak bastıktan itibaren, doğuya doğru yapacağınız yolculukta önce mimari stiller değişmeye başlıyor, sonra da kırmızı ışıkta durduğunuzda yaya geçidinden geçen insan profilleri değişmeye başlıyor. Sonrasında ise, kavramlar ve olgular. Nihayetinde, doğduğunuz topraklara geldiğinizde ise, bu belirtilen unsurlar tamamen başka bir kimliğe bürünüyor. Kapıkule’den geçtikten sonra ise (her ne kadar yolunuz üzerinde bulunan Romanya, Macaristan, Bulgaristan topraklarına girince bu olguların değişeceğini hissetmiş olsanız da), artık başka bir boyuta geçmiş oluyorsunuz. Aynı, Stargate filminde yer alan yıldızlar arası kapı gibi…

 

Bu geçiş, hayatınızın tüm alanlarında gerçekten kendini hissettiriyor. Aracınızın lastiği patladığında, size yardım etmek isteyen yardımsever ve misafirperver insanlar ile içine makine yağı katarak kuru fasulye pişiren dinlenme tesisi sahibine kadar birçok varyasyon…..Belki de bu toprakları bu kadar vazgeçilmez hale getiren ve hatta yurtdışından gelenin bir daha geri dönmek istemeyeceği nitelikte bir hale getiren en önemli unsur bu…

 

Girişimcilik de Greenwhich’den Doğuya Doğru Değişiyor…

 

Bu konuyu, bir de içinde bulunduğumuz girişimcilik ekosistemi açısından ele alalım. Örneğin, Greenwhich’de girişimcilik ekosistemi ile ilgili bir yatırım toplantısına katıldınız. Sonra aracınıza bindiniz ve doğduğunuz topraklara, yani Anadolu’ya doğru yola çıktınız ve yol üzerinde yer alan tüm ülkelerde durdunuz ve girişimcilerin asansör sunumlarını dinlediniz. Her bir girişimcinin, dünyayı değiştirecek kadar arzulu, istekli, yetenekli ve hatta hazırlıklı olduğunu gördünüz. Edindiğiniz bu olgu yüklemesi ile, ülkenize geldiniz ve girişimcilerin yer aldığı bir toplantıya katıldınız.

 

Bu toplantıda tespit edeceğiniz ilk olgu, zeminin çok kaygan olduğu ülkemizde, girişimcilerin de ayakta kalmak adına yaşadığı süreçte kendilerini bir sisin içinde görmeleridir. Bu neden ile, girişimcilerin girişimcilik yoluna başlar iken yaşadıkları korkuların derecesi de yüksektir. Bu korkulardan ilki, başarılı olmuş örnekleri duyup içten içe onlara karşı bir kıskançlık duymadır. Diğeri, planlanan proje ile ilgili olarak verilen kararların olumsuz sonuçlar doğurması ihtimalidir. Bir diğeri ise, ortaya çıkan bu stres kaynaklarını tespit etme yönünde eksiklik duymadır. Bu sisin içine giren bir girişimci için, artık “Due Diligence (Durum Tespiti)” tarafsız bir gözle yapılamaz hale gelmektedir. Dolayısı ile, piyasaya arz sürecinde ürün-fiyat konumlandırması rasyonellikten uzak bir hale gelmektedir.

 

İktisattaki temel kavram uyarınca, bir ürünün piyasa arz edilir iken oluşturulacak olan denge fiyat noktası ile ilgili olarak, arz ve talep tarafının bakış açısındaki farklılıklar oldukça belirgin şekilde anlatılmaktadır. Piyasaya ilk girişte, satışı bir anlamda doğru olarak yönlendirebilecek en önemli faktörlerden biri – tek başına olmasa da – olan doğru fiyat tespitinde, arz eden genellikle kar maksimizasyonunu hedeflemektedir. Bu neden ile, ürünü bir “Bursa şeftalisi” gibi görerek yüksek fiyatlandırır iken, talep tarafı ise “elma” olarak nitelendirerek ona göre seçim yapmaktadır.

 

Sisin İçinde Girişimcinin Kafa Karışıklığı…

 

İşte tam da bu noktada, sisin içinde girişimci için bir kafa karışıklığı başlar. Girişimci, kendi ürününün dünyayı değiştirebilecek nitelikte bir ürün olduğunu düşünür. Gerek yatırım turlarında, gerek ise piyasaya birincil arzda, ürününü diğer piyasa dengelerini göz ardı ederek, en yüksek fiyattan satmaya çalışır. Aslında, olması gerekenden daha fazla bir değerleme yoluna gitmekte, yani ürününü “Bursa Şeftalisi” olarak görmektedir. Arzın diğer tarafında yer alan, gerek yatırımcı gerek ise müşteri ise, bu ürünü aslında standart bir elma olarak yorumlamaya çalışmakta ve ona göre fiyat teklifi sunmaktadır.

 

Girişimcilik sisi, başlangıçtan itibaren girişimcinin nihai karar mekanizmalarını olumsuz olarak etkilemektedir. Buna bağlı olarak da, elmalar ile şeftalilerin birbirine karışmasına neden olmaktadır. Dolayısı ile, artan sis nedeni ile Kaf Dağı’nın tepesinde olan “unicorn”a ulaşmak da zorlaşmaktadır. Bu zorlaşmanın da üç nedeni vardır: Birincisi, kısa sürede “exit” alma dürtüsüdür. İkincisi, piyasada uzun soluklu kalmak yerine, ilk fırsatta bir piyasa yapıcıya geliştirdiği startup’ı satma yaklaşımıdır. Üçüncüsü ise, olumlu bir ivme yakalandığında genelde ortaklar arasında sorun çıkmasıdır. Eğer, “unicorn”a ulaşmak istiyor isek, rasyonellikten kesinlikle uzaklaşmamalıyız!

 

Yazar: Hakan Arca