Top

Yönetim İnovasyonu & Startup’lardan Öğrendiklerimiz

Yönetim İnovasyonu & Startup’lardan Öğrendiklerimiz

Deciding what not to do is as important as deciding what to do. – Steve Jobs

Ne yapmayacağınıza karar vermek, ne yapacağınıza karar vermek kadar önemlidir. – Steve Jobs

 

Teknolojik yeniliklerin yanı sıra, rekabet ortamının arttığı ve tehditlerin giderek bulanıklaştığı dünyada, kurumsal şirketlerin yönetim alanında da başarılı startup örneklerinden öğreneceği şeylerin olduğunu kabul etmek gerekir. Bu açıdan genel olarak değerlendirildiğinde, başarılı startuplar, belirsizlik karşısında hıza öncelik verip aşırı verimlilik prensibini uygulamaktadırlar. Startup’lar, büyüyüp ölçeklenir iken de, çoğu zaman yönetim alanında alışılagelmiş kuralların dışına çıkarlar.

 

MIT Sloan School of Management yayını olan Sloan Management Review’da yayımlanmış “How Management Innovation Happens” başlıklı bir araştırma, yönetim inovasyonunu dört ana aşamaya indirgeyen bir model ortaya koymuştur. Sırası ile bu aşamalar, mevcut durumdan memnuniyetsizlik, başka kaynaklardan esinlenme, buluş ve iç-dış tasdiklemedir. Kabaca bakıldığında, bir startup için “product/market” fit dediğimiz ürün/pazar uyumunu yakalama aşamasına kadar olan sürece oldukça benzerlik göstermektedir. Söz konusu araştırmanın ilerleyen bölümlerinde kurumsal şirketlerden örnekler ile, bu aşamalar açıklanmaktadır.

 

Araştırmadaki örneklere bakıldığında ise, alışılagelmiş kuralların dışına çıkıldığı bariz bir şekilde görülmektedir. Bu örneklerden en çarpıcısı, Altı Sigma’ya ilişkindir. Operasyonlarda mükemmelliğin elde edilebilmesi için kullanılan bir yönetim stratejisidir. Altı Sigma, şirketlerin çalışma süreçlerinde farklılıklara sebep olacak değişim ihtiyacı, kısa, orta ve uzun vadeli fırsatları hedefleyerek stratejik iyileştirme ve problem çözme durumlarında tercih edilebilecek bir yönetim sistemidir. Bu yönetim sisteminin tarihi şu şekildedir: Bir Japon şirketi olan Matsushita 1970’lerde, Motorola’nın çok fazla hata aldığı ve verimsiz bulduğu bir televizyon şirketini satın alır. Satın alım sonrası, hata oranı minimize edilir. Motorola yetkililerinin bu sonuca götüren süreci merak edip detaylı incelemeleri neticesinde ortaya çıkmış bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre, Ölçme, Analiz Etme, Geliştirme ve Kontrol Etme aşamaları ile problemler çözülür ve mükemmelliğe ulaşılır.

 

Peki Startuplar Ne Yapıyor?

 

Startup’lar ise, Altı Sigma’nın yaklaşımını zaten hayatlarının bir parçası haline getirmiştir. Benzerlikler gösteren bir yaklaşım olarak görülebilecek Yalın Startup (Lean Startup) metodolojisi sayesinde, hızlıca Yap-Ölç-Öğren döngüsünü uygular ve ideal ürünü ortaya çıkarırlar.

 

Startup’lar da, başarıya ulaşma yolunda riski en aza indirebilmek için tasarlanmış mevcut yönetim kurallarının dışına çıkmaktadırlar. LinkedIn’in kurucusu Reid Hoffman, kendi tecrübeleri ışığında ve başarılı olmuş startuplar ile yaptığı görüşmeler neticesinde, “Blitzscaling: The Lightning-Fast Path to Building Multi-Billion-Dollar Scaleups” isimli kitabı kaleme almıştır. Söz konusu kitabında, başarılı startup’ların ölçeklenir iken uyguladığı ortak kuralları yazmıştır. Bu kurallardan bazılarına bakıldığında, oldukça cesur ifadeler olduğu görülmektedir. Örneğin, “kaosu kabul etmek” kuralı, startup’ların ölçeklenir iken hıza önem vermesi sonucu, geleneksel düzen yerine kaosu benimsemelerini ifade etmektedir.

 

Hoffman’a göre startup’lar esnek bir şekilde ısrarcıdır ve girişimciler ciddi planlama ve stratejiler içindedirler. Ancak, sabit planlar koymazlar. Bir diğer önemli kural ise, “kültürünüzü geliştirin” kuralıdır. Bu kurala göre, kültür hayati derecede önemlidir. Çünkü, kültür, kurallar ve direktifler olmadığında nasıl hareket edileceği konusunda rehberlik etmektedir. Bu nokta, startup içindeki çeşitlilik ile şirkette durgunluk oluşturmamak adına önem kazanmaktadır. Hoffman, bu kuralın daha iyi anlaşılabilmesi için, felsefi bir paradoks olan Theseus Gemisi’ne gönderme yapmaktadır. Kazandığı zafer sonrası hatıra olarak saklanan Theseus Gemisi’nin, tahtalarının çürüdükçe değiştirilmiş olmasına rağmen maksadının (yükü taşımak) değişmediğini ifade etmektedir.

 

Tüm bunlardan hareket ile, ülkemizdeki kurumsal şirketlerin yönetim alanında radikal inovasyon stratejisi benimsemesi zor olsa bile, aşamalı inovasyon stratejisi ile hareket edecek esnekliği bünyelerinde bulundurmaları gerekmektedir. Bunu yapabilmenin yolu da, yine kurumiçi girişimcilik mekanizmalarından ve startup’lar ile daha yakın çalışmaktan geçmektedir.

 

Yazar: Huzeyfe Maralceylan