Top

Uzay Sanayii & İnovasyon

Uzay Sanayii & İnovasyon

Yakın bir zamana kadar, Uzay Sanayii çoğu ülke için bir hayal niteliğinde idi. Sadece, dünyanın iki büyük devletinin cesaret edebileceği bir maceradan ibaretti. Daha sonra, yarışa Çin ve Hindistan gibi ülkelerin de katılması ile bir tabu yıkılmış oldu. Devletlerin ardından peşi sıra Virgin ve SpaceX gibi özel şirketler de bu alanda faaliyet göstermek üzere ortaya çıktılar. Bunun ile birlikte, bugün artık imkanı olan herkesin ‘neden biz de denemiyoruz?’ demeye başladığı bir alan haline geldi. Ortada bir gerçek var, o da şu: Uzaya çıkmanın maliyetleri geçtiğimiz 10 yıl içerisinde ciddi ölçüde azaldı. Bir Uzay programı hala yüksek maliyetli olsa da, artık Uzay sadece iki Devletin tekelinde olmaktan çıktı. Uzaya ilişkin, Uzaydan iletişim, Uzayda ikmal sistemleri, uzun süre yerçekimsiz ortamda kalan uçuş ekibinin sağlığına yönelik çözümler söz konusu. Bu çözümleri satın almaya hazır, çok sayıda Devlet, Uzay Ajansı ve özel şirket artık kapıda bekliyor. Dolayısı ile, artık Startup’ların ve girişimcilerin bu sektöre de yönelik çözümler üretmesinin zamanı geldi. Dolayısı ile, artık startup’ların ve girişimcilerin bu sektöre de yönelik çözümler üretmesinin zamanı geldi.

 

Uzay sanayiine yönelik yeni ürünler, hizmetler ve iş modelleri geliştirmek artık mümkün!

 

SpaceX’in yeryüzüne geri inebilen füzeleri, uzaya yapılan fırlatma operasyonlarının maliyetlerini ciddi şekilde düşürdü. Artık, bir füzeye tek bir uydu değil, küçük boy olsa dahi 60 civarında uydu yerleştirebilmek mümkün hale geldi. Bir füze fırlatmanın maliyeti, daha önceleri 200 Milyon USD civarında iken, günümüzde 60 Milyon civarında rakamlardan bahsediliyor. Önümüzdeki dönemde ise, bu maliyetlerin 5 Milyonlara kadar ineceği tahmin ediliyor. Büyük ihtimal ile, uzay turizmi veya uzay madenciliği gibi konularda daha beklememiz gerekecek. Telaffuz edilen rakamlar halen herkesin ulaşabileceği seviyede değil. Ancak, Uzay sanayiine yönelik yeni ürünler, hizmetler ve iş modelleri geliştirmek artık mümkün hale geldi.

 

SpaceX’in alçak yörüngeye yerleştirdiği 1000 civarında uydu sayısının, yine yakın gelecekte 4500’e yaklaşacağından bahsediliyor. Bu uydu filosu üzerinden, şimdiden internet yayını yapılmaya başlandı bile. İleride kapsama alanının daha da artması ve maliyetlerin düşmesi sayesinde, Uzaydan yapılan iletişim bambaşka bir boyut alacak. Devletlerin verdikleri pahalı lisanslar ile ellerinde bulundurdukları iletişim tekelleri, büyük ihtimal ile ortadan kalkacak. Uzaydan gelen internet üzerinden telefon görüşmesi yapılabilmesi, televizyon yayını izlenebilmesi bizi yepyeni bir döneme sokuyor. Bu büyük “yıkıcı (distruptive)” dalga, iletişim endüstrisinde birçok inovasyonun yapılabilmesini mümkün hale getirecek. Daha şimdiden sadece bu gelişmeden yola çıkarak, çok sayıda yeni ürün, hizmet ve iş modeli geliştirmek mümkün hale geldi. Kendini bu gelişmelere daha şimdiden adapte edemeyen ve önlem alamayan şirketler ise, büyük ihtimalle zor duruma düşecek.

 

Uzay endüstrisi, sadece uydulardan ibaret de değil!

 

Uzay endüstrisi sadece uydulardan ibaret de değil. Çoğu ülke, başta Ay ve Mars gibi gezegenlere ulaşmaya yönelik programlar geliştiriyor. Amaç, sadece oralara giderek bayrak dikmek değil. Yapılanların giderek artan bir ekonomik boyutu söz konusu. Yürütülen yüksek bütçeli programlar, yepyeni ihtiyaçları da ortaya çıkarıyor. Bir füze fırlatılır iken en büyük enerjiyi fırlatma esnasında harcıyor. Daha sonra ise, kalan az bir yakıt ile Uzay boşluğunda ilerliyor. Aynı şekilde, Mars ve Ay’a ulaştıktan sonra tekrar havalanmak yakıt gerektiriyor.

 

Bu yüzden, geliştirilen yeni projeler artık bu gezegenlerin yörüngesine yerleştirilecek ikmal istasyonlarını da içeriyor. Diğer bir değiş ile, şehirlerarası yollarda sıkça karşımıza çıkanlar gibi, gezegene inişte veya havalandığınızda yakıt, gıda, su ikmali yapabileceğiniz istasyonlar söz konusu. Tabii, sıfır yer çekimi ve çok büyük ısı farklılıkları gibi, Uzayın size empoze ettiği çok ağır şartlar da var. Ancak, bu problemlerden yola çıkarak da farklı inovasyon alanları bulabilmek mümkün. Örneğin, doğru teknolojik çözümü tercih ettiğiniz takdirde, dezavantaj avantaja dönüşebiliyor. Bu sayede de, Uzay ortamında sınırsız bir Güneş enerjisi kaynağına sahip olabiliyorsunuz.

 

Bugüne kadar, Uzay ile o kadar ilgilenmiyorduk. Bir bakıma ilgilensek ne olacak, zaten imkanımız yok diyorduk. Ancak, son dönemdeki gelişmeler Uzay Sanayiine yönelik çalışmalar yapmayı mümkün hale getirdi. Virgin ve SpaceX gibi özel şirketlerin de bu alanda faaliyet göstermek üzere ortaya çıkması ile, imkanı olan böyle şirketlerin biz de denemeliyiz dedikleri bir alan haline geldi. Baştada ifade ettiğim üzere, Uzaya ilişkin, Uzaydan iletişim, Uzayda ikmal sistemleri, uzun süre yerçekimsiz ortamda kalan uçuş ekibinin sağlığına yönelik çözümler söz konusu. Bu çözümleri satın almaya hazır, çok sayıda Devlet, Uzay Ajansı ve özel şirket artık kapıda bekliyor. Dolayısı ile, artık startup’ların ve girişimcilerin bu sektöre de yönelik çözümler üretmesinin zamanı geldi.

 

Yazar: Murat Peksavaş