Top

Sosyal Mesafe Ekonomisi

Sosyal Mesafe Ekonomisi

Salgın sebebi ile yaşanan olağanüstü dönem uzadıkça, gelecekteki ekonominin nasıl şekilleneceğine dair ipuçları da yavaş yavaş belirmeye gelmeye başladı. Yıl içerisinde ekonomi tekrar canlanıp, işyerleri, okullar açılsa da sosyal mesafe konusunda insanların eskisi gibi davranmaya başlaması daha uzun zaman alacak gibi görünüyor. Mevcut salgını tamamen ortadan kaldıracak bir aşı bulunana kadar, insanların tedirginliğinin devam etme ihtimali oldukça yüksek. Uzakdoğu’da yaşanan ikinci salgın dalgasından sonra ortaya çıkan yeni vakalar, insanların geleceğe dair güvensizlik hissetmesine sebep oluyor. Geçmişte yaşanan sıkıntıların gelecekte tekrar yaşanmaması için çoğu sektörü inove etmek yeniden tasarlamak gerekecek.

 

Bugüne kadar, özellikle büyük şehirlerdeki kalabalık problemini toplu taşımaya öncelik verilmesi ile aşmaya çalıştık. Ancak, Çin’de salgın sonrası en büyük talep, bireysel taşımanın sembolü olan otomobillere oldu. Toplu taşımaya güveni sarsılan Çinliler, özellikle bütçelerine uygun küçük otomobillere büyük talep göstermeye başladılar. Toplu taşımanın geleceği ne olacak? Büyük ihtimal ile toplu taşıma araçlarını tekrar düşünmek, bazı özelliklerini yeni şartlara adapte etmek gerekecek. Havacılık sektöründe olacakları da herkes merak ediyor. Eskisi gibi, 300 kişi aynı uçağa binip merkezi bir havalandırma sistemi ile uzun yolculuklar yapmaya devam edecek miyiz? Bir takım hava yolları daha şimdiden önümüzdeki döneme yönelik önlemleri planlamaya başladılar. Kabin içi bagaj alınmayacak, herkes maske takacak, uçağın havalandırma sistemi yeniden tasarlanacak. İnsanların hava taşımacılığına güvenini tekrar kazanmak için, büyük ihtimal ile uçak üreticilerinin de yeni kabin tasarımları yapması gerekecek. Peki tüm bu yatırımların hava yolculuğu maliyetleri üzerine etkisi ne olacak? Uçakların yolcu kapasitesi azaltılır ise bu bilet fiyatlarına nasıl yansıyacak?

 

Benzer soruları turizm sektörü ve restoranlar için de sormak mümkün. Avrupa’da daha şimdiden bazı restoranlar, karantina sonrası döneme masalarının arasına şeffaf plastik panolar yerleştirmek sureti ile hazırlanıyorlar. Plajlardaki şezlongların, restoranlardaki masaların arasına mesafe koyarsak, tüm işletmelerin ağırlayabileceği müşteri sayısı ciddi şekilde azalacak. Peki, sinemalar, tiyatrolar, konser salonları? İnsanların tekrar bir araya gelip toplu etkinliklere katılabilmesini kolaylaştıran yenilikler bulmamız gerekecek. Kısacası, toplum olarak yaşam şeklimizi yeniden tasarlamamız gerekiyor. Bu konuda zora düşebilecek işletmelerin elindeki tek çözüm ise inovasyon yapmak. Herkes bir var olma savaşı içerisine girecek ve sadece pazara sunduğumuz ürünleri, hizmetleri inove etmek sureti ile, kendini dönüştürebilenlerin bu mücadeleyi kazanması mümkün olabilecek.

 

2008 yılında yaşanan ekonomik krizden, o dönemde inovasyon ve Ar-Ge harcamalarını azaltmayan şirketler daha çabuk ve başarılı bir şekilde çıkmayı başardı. Aynı dönem, kriz ile sadece maliyetleri düşürerek mücadele etmeyi tercih eden çoğu şirket ise, bunu başaramayıp pazardan çıkmak zorunda kaldı. Şu an daha hala, çoğu işletmenin inovasyon yaparak yeni ürün ve hizmetler geliştirmesi, tedarik ve satış sistemlerini daha güvenli hale getirmek için vakti var. Eğer bu süreçleri hayata geçirecek bir kurumiçi girişimcilik sistemini daha önce kurmadıysanız, bu alanda işbirliği yapabilecek bir startup bulmayı da deneyebilirsiniz. Vakit var iken harekete geçin. “Hele kriz bir bitsin, daha sonra herkes nasıl yapıyor bakarız” diye beklemek, o bahsettiğiniz “herkes ile” beraber pazar dışına itilmenize sebep olabilir.