Top

Evden Çalışmak da Mümkünmüş!

Görsel Evden Çalışmak

Evden Çalışmak da Mümkünmüş!

Daha bir ay öncesine kadar çoğu şirket, personelini evden çalıştırmak zorunda kalacağını dahi düşünemiyordu. Esasında bu, büyük şirket çalışanlarının çoğunun yüksek ses ile dile getirmekten çekindiği bir talepti. Çünkü, büyük bir kurumsal şirkette “ben evden çalışabilirim, çalışsam ne olur? Bir denesek?” demek, kariyerini tehlikeye atmak anlamına geliyordu. Herkes, “Sen madem evden çalışabiliyorsun, o zaman buraya gelmene gerek yok, belki bizimle çalışmana dahi gerek yok.” cevabını almaktan korkuyordu. Bugün, evden çalışmak zorunluluk haline geldi. İnsanoğlunun adaptasyon gücü gerçekten inanılmaz. Zorunlu olarak dışarı çıkmanızı gerektirecek bir işiniz yok ise, evden çalışmanın da mümkün olduğunu bu vesile ile görmüş olduk. Bundan 5 veya 10 yıl önceki teknoloji, bugün yeni inovasyonlar sayesinde evden yapmayı başardığımız işi yapmamızı mümkün kılamazdı. Eskiden, sadece “startup” ve girişimcilik dünyasında sıklık ile kullanılan, uzaktan e-postalara ulaşmak, şirket sunucusundaki dosyalara ulaşmak, görüntülü toplantı yapmak gibi uygulamalar bir anda geniş kitlelere yayılıverdi. Evet, artık o kritik eşiği aştığımızı, aşabileceğimizi görmüş olduk.

 

Sorulmayan sorular, artık sorulabiliyor…

 

Şimdi, şirketlerin de düşünmeye başlaması lazım. O kadar büyük çalışma alanlarına, plazalarda metrekaresi dolar ile kiralanan o büyük prestijli ofislere, gerçekten ihtiyaçları var mı? Yoksa, daha ufak çalışma alanları, personelin bir kısmının evden çalışmasına müsaade etmek sureti ile, aynı verimliliği sağlar mı? Bugüne kadar tabu olarak kabul edilen bu soru, bugün herkesin birbirine sormaya başladığı olağan bir soru haline geldi. Ekonominin o kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu görülünce, bu tür soruları sormak da meşru hale geldi. Hatta, vizyonerlik olarak kabul edilmeye başlandı. Şirketlerinin zor duruma düştüğünü gören bazı İ.K. departmanları, eskiden bu konuları dile getiren personeli kara listeye almaya hazır iken, şimdi ise benzer fikirleri çözüm olarak şirket yönetimlerine sunmaya başladılar. “Covid-19” belki şimdiden ekonominin canına okudu ama gözümüzün önünde duran ve etik olarak bahsetmekten dahi çekindiğimiz bazı çözümleri de meşrulaştırmayı başardı.

 

Mesafeler azalır iken, verimlilikler artıyor…

 

Evet evden çalışabilmek mümkünmüş, evet evden toplantı yapabilmek de mümkünmüş. Bu durum öncesinde, özellikle İstanbul’da olmak üzere büyük şehirlerde, bir toplantıya gitmek için 1 saat, toplantıda 2 saat, geri dönmek için en az 1 saat ( o da iş çıkış saati değil ise) olmak üzere toplamda 4 saati şirket dışında geçirmek ve tüm ulaşım masraflarını şirkete faturalamak gerekiyordu. Aslında, aynı toplantıyı, evden gerekli ekipman ile 1 saatte yapabilmek mümkünmüş. Evet, doğru duydunuz, sadece 1 saat. Zira, kaçınızın deneyimleme imkanı oldu bilmiyorum ama herkesin internet üzerinden bağlandığı toplantılar daha kısa sürüyor. Katılımcıların kendi aralarında konuşmaya harcadıkları zaman azalıyor, kimse oturmaya kalkmaya ve yer seçmeye zaman harcamıyor. Bu ortamda, son derbi maçının sonucunu değerlendirmeye kimsenin hevesi olmuyor zaten. Çay, kahve servisi dikkati dağıtmıyor. Hatta, görüntülü görüşme programlarında, öyle pat diye milletin sözünü kesip ortaya da atlayamıyorsunuz. Herkes sıra ile konuşup, diyeceğini deyip bitiriyor. Belki de, gerçek verimlilik budur? Hiç düşündünüz mü?

 

“Binovative” olarak, bir önceki yazımızda bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak der iken, işte tam da bunu kastediyorduk. Önceden, İstanbul’da bir toplantıya katılmak için yarım günümüz gidiyordu, artık her şeyi internetten yapıyoruz. Belki de, böyle davranmak zorunda olduğumuz için, dışarıda trafik yoğunluğu da kalmadı. Eskiden kuş uçuşu 5 km. uzaklıktaki bir toplantıya gitmek için en az 45 dakika harcıyor iken, şu an 5 dakikada aynı mesafeyi kat edebiliyorsunuz. Esasında yanlış cümle oldu, evden dahi çıkmıyorsunuz. Toplantıyı en kısa ve optimum sürede tamamlayıp, evde geri kalan işiniz ile uğraşabiliyorsunuz. Hatta, eşinize, var ise çocuklarınıza zaman ayırabiliyorsunuz.

 

“Covid-19” iş modeli inovasyonunu gerekli kılıyor…

 

Sizce, her şey normale döndüğünde eski hayatımızı gerçekten özleyecek miyiz? “Covid-19”, bizi 20. yüzyıldan gerçek anlamda 21. yüzyıla geçiren bir deneyim oluyor. Bugüne kadar, geliştirdiğimiz tüm teknolojiyi vitrine koyup seyrediyorduk. Bugün ise, biraz da zorunluluktan dolayı, bu teknolojiyi gerçekten kullanmaya başladık. Bu süreçte, çok can kaybettik, çok kişi işini kaybetti, herkesin canı acıyor. Fakat, bu krizin sonuna gelmeyi başardığımızda, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olamaz da zaten. Eskisi gibi olmasını gerçekten istiyor muyuz ki?

 

Yaşanan bu tecrübe, özellik ile insanların bir araya gelmesi gereken durumların teknolojik inovasyon sayesinde azalabileceğini ve bazı sektörlerde verimliliğin artabileceğini gösterdi. İnovasyon alanında çalışan çoğu girişimci ve “startup”, şu an hangi yeni hizmetlerin doğrudan internet üzerinden verilebileceği konusunda çalışıyor. Üretimleri duran veya durma noktasına gelen şirketler ve büyük kurumlar, artık iş modellerini yeniden tasarlamak durumundadırlar.