Top

Kurumiçi Girişimcilik : Çalışanların Özgürlük Alanı

Girişimcilik Kurumiçi

Kurumiçi Girişimcilik : Çalışanların Özgürlük Alanı

Günümüzde artık maaş artışları girişimci ruha sahip çalışanları şirket içerisinde tutmak için her zaman yeterli olmuyor. Bu özelliklere sahip çalışanların şirkete bağlılığını arttırmak, onlara fikir ve yetkinliklerini geliştirebilecekleri bir özgürlük alanı tanınması ile mümkün hale gelebiliyor. Kurumiçi girişimcilik kültürü ise, işte tam olarak bu noktada devreye giriyor. Bu kültürü benimsemiş olan şirketler, hem piyasada girişimci yetkinliği yüksek adayları kendi bünyelerine çekmeyi başarabiliyorlar, hem de var olan kurumiçi girişimcilerini kaybetmekten kurtulabiliyorlar. Kurumiçi girişimcilik kültürü sayesinde de, startuplara göre oldukça geniş imkanlara sahip büyük şirketler startuplar kadar cazip hale gelebiliyor.

 

Kurumiçi Girişimcilik için Özgürlük Alanı!

 

Peki çalışanlar için yaratılması gereken bu özgürlük alanı nedir? Tabiki burada, şirket yönetiminden tamamen bağımsız kararlar alarak kendi kendini yöneten çalışanlardan oluşan bir sistemi kastetmiyorum. Her şeyden önce, kurumiçi girişimcilik kültürü çalışanların bazı kararları kendi kendine alabilmesinin desteklenmesini gerektiriyor. Çalışanlar ağır bir bürokrasiye tabi oldukları ortamlarda sorunlara yönelik kendi çözümlerini geliştirmekte ve paylaşmakta zorlanıyorlar. Kurumiçi girişimciler, şirket içerisinde izleyecekleri yolda çok sayıda deneme ve yanılma yapmak durumunda kalıyorlar. Hata yaparak hata yapmamayı öğreniyorlar. Şirket kültürümüzde var olan “hata yapma, gülünç duruma düşersin” ve “herkesin onayını almadan deneme, başın derde girer” gibi ezbere söylemler, girişimcilerden beklenen yaratıcılığı frenliyor.

 

Kontrollü bir risk dahi almaktan korkulan ve özgür fikirlerin çarpışmadığı bir ortamda, yapılan hatalardan ders çıkarılması mümkün olmuyor. İnovasyonda, hatadan ders çıkarılması, utanılmaması ve yapılan hatanın ise tüm ekip ile paylaşılması şirketin öğrenme sürecinin bir parçası. Kurumiçi girişimciliğin yeşermesi istenilen bir ortamda, yöneticilerin farklı disiplinlerden gelen çalışanları bir araya getirmesi ve bu paylaşım kültürünü aşılaması gerekiyor. Kurumiçi girişimcilik sahada öğrenilen bir beceri olmadığı gibi, okulu ve diploması  da bulunmamaktadır. Ülkemizdeki klasik şirket kültürüne ters olmak ile beraber, inovasyon kültürü hata yapıldığını herkesten saklamak yerine, bu projede hata yaptık ve bunları öğrendik diyebilmeyi gerektiriyor. Kurumiçi girişimcilerin tecrübe kazanarak daha az hata yapmayı başarmaları için, bu tür bir paylaşım ortamının yaratılması gerekiyor.

 

Kurumiçi Girişimcilik Rehberi

 

Hataların paylaşılacağı ortama gelince, burada her şirkete uyan mucizevi bir model yok. Her şirketin bunu kendi birikimi ve kültürü içerisinde yaratması gerekiyor. Ama akla ilk gelen yöntem, kurumiçi girişimciler ve yöneticilerin düzenli olarak bir araya gelip projeleri hakkında bilgi paylaştıkları toplantıların düzenlenmesi. Bu toplantılarda esasında en büyük sorumluluk yöneticilere düşüyor. Bu toplantıları hesap verme toplantısından çıkarıp, tecrübe paylaşımı ve öğrenme toplantılarına dönüştürmek gerekiyor. İlk denemeler bazen başarısızlık ile sonuçlanabiliyor. Yöneticiler her zamanki alışkanlıkları ile eleştirmeye başlayabiliyorlar. Bu durumlarda ilk yapılması gereken, bir kurumiçi girişimcilik rehberine başvurmak. Toplantı sonrasında, rehber ile yöneticilerin bir araya gelerek toplantıdaki davranışları değerlendirmesinin, daha sonraki toplantıların daha başarılı olmasına yardımcı olduğu görülmektedir.

 

Peki bütün bunlar büyük şirketlerin startuplar kadar cazip olmasını sağlar mı? Zamane gençliğin artık kurumsal şirketlerden ziyade startupların çekim alanına girmeye başladığından daha önce bahsetmiştik. Startupların cazibesi çok yüksek ve daha uzun süre bu cazibenin artarak devam edeceği belli. Ancak, kurumiçi girişimciliği başarmış büyük şirketlerin de, hiç de küçümsenemeyecek bir cazibesinin olduğunu da unutmamamız gerekiyor. O da, sahip oldukları mali imkanların büyüklüğü. Sadece büyük şirketlerde var olan bu kaynakları, yine sadece bireylerin sahip olabileceği yaratıcılık ile birleştirmeyi başardığınız zaman ortaya mükemmel bir tablo çıkıyor.