Top

Ropörtaj: Mimari, İnovasyon ve Yaratıcılık!

Mimari, İnovasyon, Yaratıcılık

Ropörtaj: Mimari, İnovasyon ve Yaratıcılık!

İnovasyon alanında çalışan girişimcilerin, ‘startup’ların çalışmalarını yürütmek için bazı mekanları diğerlerine tercih ettiklerini fark etmişsinizdir. Günümüzde oldukça fazla talep gören ortak çalışma alanlarının, kuluçka ve hızlandırma merkezlerinin mimarisinin, klasik ofis yapılarından farklı olduğunu hepimiz görüyoruz. Konuyu daha iyi anlayabilmek için, yaratıcı eserlere hayat vermeyi ilke edinmiş genç bir mimar olan Burak Şahiner ile Binovative Blog olarak kısa bir röportaj yapmak istedik:

 

Binovative: Burak Bey, girişimcilerin çalıştıkları mekanların mimarisinin, onların çalışmaları üzerinde bir etkisi var mıdır? Sizce, yapıların/mekanların mimarisi inovasyon alanında çalışanların verimliliğini etkileyebilir mi?

 

Mimar Burak Şahiner: Mimarlık ve inovasyon kavramları, bilginin temel iktisadi girdi haline geldiği küresel ekonomi çerçevesinde yan yana görmeye alışacağımız kavramlardır. Şirketler, sürdürülebilir büyüme planlarını yaratıcılık ve yenilik kavramları üzerine inşa etmektedirler.

 

Mimari mekan kurumsal şirket karakterini ve çalışan verimini doğrudan etkilemekte ve geliştirmektedir. Buna en somut örnek ise, II dünya savaşı yıllarında inşa edilen “MIT’s Building 20” adlı binadır. Bu yapı, yapılış amacı ile kurumun radar geliştirme faaliyetlerini hızlandırmak için yapılan istihdam kaynaklıdır. Bina, Frank Gerry tarafından devasa ve karmaşık bir şekilde tasarlanmış. Başta dezavantaj gibi görünen bu durum, kullanıcıları binada yaşayabilmek için etkileşime zorlamış. Bina, yola çıkış noktası olarak geçici bir bina olarak inşa edilmiştir. Fakat, bu özellik kullanıcılara farklı bir esneklik ve rahat çalışma imkanı sağlamıştır. Sonuç ise, mükemmel düzeyde bir etkileşim ve kullanıcı ve mimari eserin birbirini geliştirdiği bir model olarak ortaya çıkmıştır.

 

Mimarlık, temel ihtiyaçlar doğrultusunda ilkel dönemlerden başlayan bir kavram olmak ile beraber, mimarlık felsefesi farklı evrelerden geçmiştir. Günümüzde, mimarlık kuramı egolarından kurtulup, sosyoloji ve psikoloji (pozitif psikoloji) disiplinleri ile birlikte yeni bir vizyon geliştirmiştir. Mimarlıkta duygular ve hisler ön plana çıkmış, abartılı işçilik çabasının yerini yeni bir fikir ve yeni bir his kazandırma çabası almıştır. Egolarından sıyrılan tasarımcılar, havalandırma, tesisat, aydınlatma vb. noktaları saklanılacak bir utanç kaynağı değil, bir sergi ögesi haline getirerek, bu öğeleri mimarı eserin kalbi ve organları gibi hayati görmeye başlamışlardır. İç ve dış mimariye ilişkin bu gibi inovatif yaklaşımların, bireylerin yaratıcılıkları üzerindeki pozitif çarpan etkisine, bilimsel çalışmalar da işaret etmektedir.

 

Binovative: Günümüzde, anlattığınıza benzer yüksek tavanlı, endüstriyel tarzı andıran inovasyon merkezlerinin, ortak çalışma mekanlarının giderek çoğaldığını görüyoruz. Peki, mimarinin yaratıcı düşünce üzerinde pozitif etki yarattığı mimari bir çalışmaya örnek verebilir misiniz? Bu alanda sizin için referans olan bir mekan var mı?

 

Mimar Burak Şahiner: Dünyada eşi benzeri olmayan bir eser olarak modern mimarlık tarihine geçmiş olan “Centre Pompidou”, yeni nesil kültürel mekanlar için bir ilham kaynağı ve geleceğin kültür yapıları için adeta bir çeşit prototiptir. Yapıyı döneminde sıradışı kılan ilk yaklaşım, iç mekanı hiçbir katta kesintiye uğratmayan ve iç mekanın serbestliğini maksimize eden taşıyıcı sistem kurgusudur. Bu yaklaşımı sayesinde, iç mekanda tamamen esnek ve isteğe göre bölmelendirilebilen yapı, çelik ve cam birlikteliğinin yanında, bütün servis ve sirkülasyon elemanlarının yapı dışında kurgulanmış olması ile de, döneminin öncü yapılarından biri haline gelmiştir.

Yapının içindeki mekansal serbestliği biraz daha arttırabilmek için, sirkülasyon ve servis elemanları da – yukarıdaki görseldeki gibi – binanın dışına taşınmıştır. Yapıyı dolaşan asansör ve yürüyen merdivenler, taşıyıcı sistemin bulunduğu meydan cephesine yerleştirilmiştir. Aynı zamanda, yürüyen merdivenler, bina cephesinde transparan cam tüplerin içinde zig-zag çizerek yükselmektedir. Bu sayede, binada yukarıya doğru çıkıldıkça, farklı Paris manzaraları izlenebilmektedir. “Centre Pompidou”nun Beaubourg caddesine bakan cephesinde ise, mavi, yeşil, sarı ve kırmızı renkte borular bulunmaktadır. Mavi havalandırma borularını, yeşil su borularını, sarı elektrik tesisatını ve kırmızı ise düşey sirkülasyonu temsil etmektedir. Yapıda, tesisat elemanları işlevlerinin ötesinde kullanılarak, estetik algıyı oluşturan bütünün bir parçasını teşkil etmektedir.

 

Binovative: Peki kendi bünyesinde bir inovasyon merkezi kurmayı düşünecek kurumlara nasıl bir tavsiyeniz olur?

 

Mimar Burak Erşahin: Mimarlık ve inovasyon kavramları, biz bunları konuşurken dahi, köklü bir geçmişi bugünün değişkenleri ile harmanlamaktadırlar. Mimarlığın, 6 yüzey ile bir hacim oluşturma sanatından çok daha fazlası olduğu ortaya çıkmıştır. Yapının geometrik oranları, kullanılan mimari dil verenkler, bireylerin hisleri ve yaratım süreci üzerinde etkili olmuştur. Küresel firmalar, mimari ve verim arasındaki ilişkiyi kanıtlar nitelikte çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bireyin, yapı ile kurduğu duygusal bağ ve etkileşim neticesinde, iş verimi ve yaratıcılık arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

 

Mimarlık, son yıllarda doluluk ve boşluk ilişkilerini inceleyen bir sanatın ötesine geçerek, insanlara bir mekandan fazlasını sunmaktadır. Mekanın insan psikolojisi üzerindeki etkisi, yadsınamaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. Psikolojinin tamamlayıcısı olarak kabul gören pozitif psikoloji alanında ortaya konmuş karakter güçlerinden biri de yaratıcılık olduğuna göre, yaratıcılık/inovasyon ile mekan arasındaki ilişkiyi yadsımamak gerekmektedir. Nerede ise sektör farketmeksizin, yaratıcılığın/inovatif düşünmenin kurum kültürü haline getirilmesinin hedeflendiği günümüzde, mekanlara yaratıcı dokunuşlar yapmak seçimden ziyade zorunluluk haline gelmiştir.

Mimar Burak Şahiner