Top

Ekonomik Güç Enstrümanı Olarak “İş Modeli İnovasyonu”!

Ekonomik Güç Enstrümanı Olarak “İş Modeli İnovasyonu”!

“Covid-19” olarak bilinen Koronavirüs’ün, en az 170 ülkeye ve bölgeye yayılması ile birlikte, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 11 Mart’ta pandemik olarak ilan edilmesinden bu yana, 20 gün geçti. Bu pandemik salgının, ekonomik sonuçlarının neler olabileceği hakkında senaryolar da yapılmaya başlandı. Bu senaryoların en kötümserlerinin ortalamasına göre, dünya ekonomisi için yaklaşık olarak 2 trilyon dolarlık bir zarar öngörülüyor. Bu salgının, dünyanın nerede ise tamamının tedarik noktasında bağımlı olduğu ülke olan, Çin merkezli olmasından dolayı negatif ekonomik etkisinin kendisini daha yoğun göstereceği beklenmektedir. Ülkelerin milli güç unsurlarından biri olan ekonomi üzerindeki, bu negatif etkiyi minimize edebilmek için, iş modellerinin inovasyona tabi tutulması gerekir. Nitekim, dünya tarihine bakıldığında, pandemik vakalar ile ekonomik krizlerin, durgunluğun ardından iş modellerinin değişiminde hızlandırıcı etki yarattığı görülmektedir.

 

Tedarikteki tek kutupluluğun yarattığı tehdit…

 

Dünya ekonomisindeki durgunluğun kilit faktörlerinden biri, tedarikteki söz konusu tek kutupluluktur. Dünyanın önde gelen sanayii şirketlerinin / markalarının, Çin’in Wuhan bölgesindeki üretimlerini durdurduğunu göz önüne alacak olur isek, durumun ciddiyetini daha iyi anlamış oluruz. Bu tek kutupluluktan, şimdiye kadar ülkelerin ve şirketlerin yönetim kademeleri için, kuğuların hepsinin beyaz olduğu “siyah kuğu”nun var olma olasılığının olmadığı, şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Milli güç unsurları arasında sayılan ekonomiyi dolayısı ile de milli güvenliği etkileyecek hiç bir olasılığın, bu olasılık yüzde 1 olsa dahi, ihtimallerin dışında tutulmaması gerekir. Şirketlerin ekonomisi demek ülkenin ekonomisi demek. Bu yüzden, şirketlerin çevik yönetişim yaklaşımı ile yeni duruma kendilerini çabuk adapte edebilmeleri gerekir.

 

“Siyah Kuğu” Teorisi…

 

“Siyah Kuğu” (Black Swan) retoriğinden kısaca bahsedecek olur isek, bu kavram ile, olması ihtimal dışı olarak kabul edilen, fakat meydana geldiğinde etkisi oldukça büyük olan olaylar kastedilmektedir. İnsanların kendilerine psikolojik bir önyargı ve “kolektif körlük” geliştirmesinden dolayı, bu nadir fakat büyük olaylar tehlikelidir. Bu olaylardan çıkarımlar zorlayıcıdır ve ciddiye alınması gerekir. Kavramın isim babası olan, Lübnan doğumlu Amerikalı finans profesörü Nassim Nicholas Taleb’e göre, pandemi tarihindeki salgınlar, internetin icadı ve 11 Eylül Saldırıları gibi olaylar “Siyah Kuğu” olaylarındandır. Bu kavram, Taleb’in 2008 yılında yayımlanmış olan, “Siyah Kuğu: Olasılıksız Görünenin Etkisi” isimli kitabı ile popüler hale gelmiştir. Taleb hakkında son bilgi olarak da, istatistik bilimi, talih, belirsizlik ve olasılık konuları üzerine çalıştığını ve borsacı ve yatırımcı kimliklerine de sahip olduğunu, verebiliriz.

 

Ekonomik durgunluktan çıkış yolu olarak “iş modeli inovasyonu”…

 

“Siyah Kuğu”nun kendisini göstermesi ile meydana gelen global ölçekteki bu ekonomik durgunluk döneminden, iş modellerinde inovasyon yaparak çıkabilmek ise mümkündür. Yakın geçmişimizde, bu duruma uygun örnekler mevcuttur. Yine, Çin’de ortaya çıkan ve 2002-2004 yılları arasında süren SARS (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) salgını sürecinde de, bugün olduğu gibi insanların benzer kaygıları mevcuttu. Bu kaygılarından kaynaklı olarak da, gündelik yaşamlardaki bazı alışkanlıklarını ve sosyalleşme biçimlerini değiştirme yoluna gittiler. Örneğin, SARS öncesinde kişilerin alışveriş etme kodlarına uygun olmayan e-ticaret algısı, bu salgın sürecindeki yaşanmışlıklar sonrasında, benimsenmeye başlandı. Böylelikle, “Ali Baba”, dünyanın en büyük e-ticaret sitelerinden birine dönüşmüş oldu.

 

2008 yılı mali krizi ise dünyayı, “Airbnb” ve “Uber” gibi iki fenomeni üzerinden, “paylaşım ekonomisi” kavramı ile tanıştırmıştır. Bu krizin çıktısı olarak, kişiler daha az gelir elde etmeye başlamışlar, buna bağlı olarak da tasarruf etme oranları düşmüştür. Son toplamda, 2008 krizi, bir yönü ile insanların tüketim/satınalma ve hizmet alma alışkanlıklarını değiştirmiştir. Diğer yönü ile de, insanların menkullerinden ve gayrimenkullerinden kazanç elde etme biçimlerini değiştirmiştir. Daha düşük tasarruf ve gelir, insanları gerçek anlamda sahip olmaktan geçici erişime sahip olma yaklaşımına yöneltmiştir.

 

“Covid-19” pandemik salgınının da diğer pandemik salgınlar ve mali krizler gibi, tüketicilerin ve işletmelerin davranış biçimlerinde bir değişim yaratmaya başladığının erken belirtilerini görüyoruz. Uzaktan çalışma, hem teknoloji şirketleri hem de teknoloji şirketleri dışındaki şirketler tarafından teşvik ediliyor. Havayolu yolcu taşımacılığında ise, karlılıktan bahsedebilmek oldukça zorlaşıyor. En önemli ve stratejik hususa gelecek olur isek, küresel seviyede tedarik zincirleri bozuluyor. Tedarikte tek kutupluluk yaklaşımı başta da belirttiğimiz üzere, bir milli güç unsuru olan ekonomiyi tehdit etmektedir. Ülke ve şirket ekonomileri et ile tırnak gibi olduğundan, yukarıdaki örneklerdeki gibi, zamanın ruhuna uygun iş modeli inovasyonları ile, şirketleri dolayısı ile de ülke ekonomisine yönelik tehditi minimize edebiliriz. “Siyah Kuğu”yu tekrar görür isek hazır olmuş oluruz.